Hutbeler
Miraç’ın Meyvesi Namaz
- 16 Ocak 2026
- Yayınlayan: Erdemliler Yolu
- Kategori: Cuma Hutbeleri (Türkçe)
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ
“Namazı tam kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber siz de rükû edin.” (Bakara, 43).
أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ فَهُوَ سَاجِدٌ، أَكْثِرُوا فِيهَا الدُّعَاءَ
“Kulun Rabbine en çok yaklaştığı an, secde anıdır. Öyleyse orada çokça dua edin.” (Müslim, salât 215).
Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, Miraç’ın esas armağanı olan namaz hakkında olacaktır.
Gökler ötesi seyahatin en son noktasında Allah Rasulü’ne verilen Namaz, İlâhî bir armağandır. Namaz, mü’mini miraca götürecek nurdan bir helezondur. Mi’raca namazla çıkılır, Allah’a namazla ulaşılır. Herkese kılacağı namazı ölçüsünde bir mi’rac mukadderdir.Mü’mine düşen de, her namazda farklı farklı buutlarda bile olsa, mi’râcını tamamlamaktır.
Namaz, insanın günde beş defa olgunlaşıp pişmesi ve kendisinden beklenen rengi alması demektir. Başka bir ifadeyle insanın, Cenâb-ı Hakk’ın emirlerinin kendisinde meydana getirdiği hâlin rengini aksettirmesidir… Zaten ideal mü’min odur ki; onu gördüğünüz zaman, kalbiniz istikamet kazanır, ahireti ve Rabbi hatırlarsınız. Peygamberimize (s.a.s): “Allah’ın veli kulları kimlerdir?” diye sorulduğunda: إِذَا رُؤُا، ذُكِر اللهُ عَزَّ وَجَلَّ “Onlar öyle kimselerdir ki;görüldükleri zaman, Allah Celle Celaluhü Hazretleri hatıra gelir.” cevabını vermişlerdir. (Taberi, 4/2731)
Namaz; sürekli olarak insanın Allah’la alâkasını temin eder, rahmetle irtibatını devam ettirir. Bu yönüyle onunla boy ölçüşebilecek ikinci bir ibadet tasavvur etmek mümkün değildir. Namaz, Allah katındaki en değerli ameldir; şayet ondan daha değerli bir şey olsaydı Allah, kullarını günde beş defa onunla mükellef kılardı.
Namaz, mü’minin huzur-u ilâhide hesabını vereceği ilk ibadettir. Bir insan namaz kılmıyorsa hayatının en büyük kayıp kuşağında yaşıyor demektir. Allah (c.c), kendisine kulluk adı altında tevazu gösterdiğimiz nispette, bizi yükseltip insanlığın en üst mertebesine çıkaracaktır. Aksine biz, kendi menfaatlerimizin zebunu, çıkarlarımızın esiri olarak yaşadığımız ve sürekli gündelik işlerimizle meşgul olduğumuz müddetçe, belki zâhiren kazanacak fakat hakikatte çok şey kaybetmiş olacağız.
Kur’ân’da, inanmaya ait meselelerin hemen ardında, namazdan bahsedilir. Namaz, imanın ikiz kardeşidir. İman, dinin nazarî -teorik- yanını teşkil eder; o nazarî yanın takviye edilmesi ve tabiatın bir derinliği hâline getirilmesi ise ancak namaz başta olmak üzere diğer ibadetlerle mümkün olur. Bu itibarla denebilir ki; namaz pratik imandır, iman da nazarî bir namazdır.
Hz. Ali; namaza giderken rengi sararır ve ayaklarının bağı çözülürdü. Kendisine: “Ey mü’minlerin emiri! Nedir bu hâlin?” dendiğinde de “Bilmiyor musunuz, emaneti yerine getirmeye gidiyorum.” derdi. Abdullah İbn Ömer (r.a), namaza giderken –vazifenin ağırlığını duyma havası içinde– yavaş-yavaş yürürdü.
Namaz günahlardan arınmaya vesiledir:
Sahabeden Selman, yanında arkadaşlarıyla bir ağacın altında otururken eline bir dal parçası alır ve onu sallayarak yapraklarını dökmeye başlar, sonra da yanındakilere, Niçin böyle yaptığımı sormayacak mısınız? der. Yanındakiler, Niçin yapıyorsun? dediklerinde de şöyle cevap verir: Allah Resûlü de böyle yaptı ve bize, Niçin böyle yaptığımı sormayacak mısınız? dedi. Biz de Niçin ey Allah’ın Resûlü? dediğimizde şöyle cevap verdi: “Müslüman bir kişi güzelce abdest alır, sonra da kalkar namaza (giderse), bu yaprakların döküldüğü gibi, onun da günahları dökülür.” Buyurdu. (Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/437; Dârimî, tahâret 45).
Allah Resûlü (s.a.v) bir başka zaman şunları ifade eder: “Mümin, -Tilavet secdesi gerektiren ayetlerden- bir secde âyetini okuyup yüzünü yere koyduğu ve bu sayede Rabbine yaklaştığı zaman şeytan kaçar, oradan ayrılır ve “Eyvah bana!” diye feryat eder. Bu kişi secdeyle emrolundu, secde etti, cennete ehil hâle geldi, Rabbin rızasını kazandı. Ben de secde ile emrolundum ancak isyan ettim, benim için cehennem mukadder oldu der, vâveylâyı basar ve kaçar gider.” (Müslim, îmân 133; İbn Mâce, ikâme 70)
“Namaz benim gerçek göz aydınlığımdır” diyen, Âbidlerin Rehberi Peygamber Efendimiz’in namaza göstermiş olduğu alâka, Ashâb-ı kirâmın birer namaz âşığı hâline gelmelerine vesile olmuş, O’nun izini takip edenlerin gönüllerinde de, “ibadetlerin özü Namaz”a karşı derin bir iştiyak uyarmıştır.
Sahabe efendilerimiz ibadete, özellikle de namaza asla doymazlardı, gecenin çoğunu namazda geçirirlerdi. Bazen saatlerce kıyamda kalırlar, bazen de uzun müddet secdeye kapanırlardı. Namazın lezzeti onlara bedenî yorgun-luklarını unuttururdu da, artık o vuslat dakikaları hiç bitmesin isterlerdi.
Sahabenin rahlesine oturmuş hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişmişlerdi. Mesela; Atâ İbn Ebî Rebâh, yaşlandığı, zayıfladığı ve tâkatsiz düştüğü günlerde bile, bir rekâtta Bakara sûresinden yüz âyet (on dört sahife) okuyordu.
O devirlerde ruhları saran ibadet iştiyakını göstermesi açısından, güzel bir misalde; onca dünyevî ve idarî işle meşgul olması gereken, Abbasi devletinin seçkin halifelerinden Harun Reşid’in, hilafet süresi dâhil ölene kadar, her gün yüz rekât namaz kıldığı nakledilmektedir.
Namaz, haşyet ve saygı dolu bir gönülle eda edildiği müddetçe, dünyevî-uhrevî bir saadet vesilesi olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Kalk ya Bilâl! Bizi namaza çağır! Namazla bizi ferahlat!” buyurmuş, hayatın yoğunluğunun ancak namazla hafifleyeceğini ümmetine hatırlatmıştır. (Ebû Dâvûd, Edeb, 78)
O halde, namazlarımızı bir külfet değil, gündelik işlerle yorulan ruhlarımıza huzur veren, bir nimet olarak görelim. Geciktirmeden, geçiştirmeden, sünnetlerine ve ta’dili erkânına riayet ederek huşuyla kılmaya çalışalım.
Bize düşen, niyetlerimizle ibadetlerimizde mükemmeli yapmaya çalışmak olmalıdır. Hedefe ulaşamasak da niyetimizin mükâfatını alırız. Unutmayalım ki, “Mü’minin niyeti, amelinden hayırlıdır.” (Taberânî, VI, 185–186)
Cenab-ı Hak, kalplerimize namazın gerçek manasını duyursun, gönlümüzü ibadet sevinciyle doyursun.
Kaynak: Bu hutbe “Miraç Enginlikli İbadet Namaz” kitabından derlenmiştir.
Mirac Kandili Hutbesini indir. (PDF)